Wednesday, February 29, 2012

Bab-ba


Bu blogu zaman zaman günlük haberler ile ilgili fikirlerimi paylaşmak için de kullanacağım elbette. Ama asıl amacım, oğlum gözümün önünde inanılmaz bir hız ile büyürken, onunla ilgili gözlemlerimi kaydetmek ve ileride bunları okuyup kolayca hatırlamak. Doğduğunda ne kadar küçük olduğunu, nasıl uyuduğunu, nasıi yemek yediğini, neler yaptığını unutmaya başladık bile. Dün akşam, geçen sene gittiğimiz tatilde Şan'ın hallerini hatırlamaya çalışıyorduk eşimle.

Bu sıralar akşamları resmen iple çekiyorum, eve koşarak gidiyorum ki, oğlumu hemen göreyim. Sıpam bir tatlı oldu, şimdilerde eliyle öpücük göndermeye de başladı. Tadından yenmiyor velet. Aman maşallah diyeyim. Çevremizdekiler, hele bir konuşmaya başlasın, o zaman daha da tatlı olacak diyorlar.Bundan tatlısı nasıl olur göreceğiz inşallah.

Daha önce yazmıştım, akşamları birlikte BabyTV seyrediyoruz. Adamda resmen mizah anlayışı var. Orası kesin. Ekranda absürd bir durum olduğunda, bazen kıkırdayarak, bazen de kahkahalar ile gülüyor. Bizimki biraz büyüdü sanki, eskiden sevdiği kahramanları seyretmez oldu. Şu sıralar en favori kahramanları Bugs Bunny ve Miki Fare.

Şan'ın kelime dağarcığı da giderek artıyor. Henüz birkaç aylık iken ilk kelimesi "Gıııı" olmuştu. Birşeyden hoşlanınca, keyiflenince hemen "Gıııı" diyordu. Sonra güzelim "Gııı" kayboldu, yerini başka kelimeler (sesler) almaya başladı. Gile gile, yookk, buuu, babba, anenee, ceeeee.. gibi.

"Gile gile" en güzel telaffuz ettiği kelime. Hep birlikte bir yere giderken veya o beni sabahları işe uğurlarken, bazen evin içinde birisi bir başka odaya giderken bile kullanıyor. Zaten bir lafın içerisinde gitmek, gidiyorum, gidelim kelimeleri geçtiği anda Şaniko hemen elini sallamaya ve "Gilee gileee" demeye başlıyor.

"Yookk" kelimesi yemek yemesi için türlü numaralar yaparken kendiliğinden ortaya çıktı. Küçük bir oyuncağı karton kutunun içerisine saklıyoruz. "Nerdee? yok" diyoruz sonra kutuyu çevirince oyuncak düşüyor, "işte burdaymışşş" deyip sevinip, alkışlıyoruz. Tabi bu karambolde bir kaşık mama ağzına tıkılmış oluyor. Bir sonraki David Copperfield'i biz yetiştiriyoruz. Artık kutunun içine oyuncağı kendi koyuyor, gayet inandırıcı bir surat ifadesi ile ellerini açarak "yokkk !!!" diyor, sonra da kutuyu çevirip, oyuncağı ortaya çıkarıp "hehehehe" diye gülüyor ve alkışlıyor sıpam.

Resimli hikaye kitaplarımızın sayfalarını çeviriyoruz, yemek yerken. Annesinin kaşık tutmayan elinin işaret parmağını alıp tek tek resimlerdekilerin üzerine getiriyor ve soruyor "Buuuu???" diye. Annesi sıkılmadan tek tek söylüyor. Maymun, balık, kedi, kayık, ağaç, calliou, kırmızı t-shirt, portakal vb. Bizimki Buuu'nun çok kullanışlı bir kelime olduğunu farketti. Parmağı ile bir yerleri işaret edip "Buuu" diye soruyor veya bir şey istiyor. Su da "Buuuu" ona göre. Kendi bardağından su içmek istediğinde giderek artan bir ses tonuyla bozuk plak gibi "Buuuuu" diyor. Ta ki siz verene kadar.

En sevdiğim kelime tartışmaya mahal vermeyecek şekilde, tabiki "Babba". Bunu gayet kısık bir sesle ve özenerek söylüyor. Öyle bağırarak babaaaaa demiyor. Sakince "bab-ba" diyor. İçinin yağları erimek deyimini bilirdim de, ne demek olduğunu bilmezmişim meğer. Oğlum bana her "bab-ba" dediğinde, içimden birşeyler akıp gidiyor resmen.

Kitabın arkasına saklanıp ortaya çıkmak, kapıdan kafayı uzatıp tekrar saklanmak bunlar hep "ceeee". Çok keyif alıyor, kahkahalarla gülüyor buna. Geçen gün de güneş gözlüğü takıp çıkarıp kendi kendine aynada "ceeee" yapıyormuş.

Ağzını eliyle kapatıp açıp, kızılderliler gibi, "la-la-la-la" yapmayı da beceriyor. Ve kendi kendine çok gülüyor.

Bu arada, her denileni kesinlikle anlıyor. Söylediğiniz şeylere gösterdiği reaksiyondan sizi anladığını farkediyorsunuz. Şimdilik yürümeyi gerekmedikçe düşünmüyor. Emeklemek konusunda profesyonelleştiği için, çok hızlı bir şekilde emekleyip gidebiliyor. O nedenle yürümek ona hantal ve yavaş geliyor mudur nedir pek tercih etmiyor. Aslında yürürüm ama, şimdi kim yürüyecek havalarında.

Büyükler, oğlanın birden bire konuşmaya başlayacağını ve yürümeye başlayacağını düşünüyorlar. Bakalım gelişmeleri an be an olmasa da, her hafta mümkün mertebe buradan paylaşmaya devam edeceğim.

No comments:

Post a Comment