Ailecek bu yılki hastalık kotamızı doldurduğumuzu düşünüyorum. Eve bir şekilde giren grip virüsü sırayla hepimizi dolandıktan sonra, hızını alamayıp bir de, ikinci zafer turunu attı. Evin içerisindeki herkes en az iki defa yorgan döşek hasta oldu. Tam da, ulan oh be kurtuldum derken, bu ikinci dalgayı yiyince, tam anlamıyla moral olarak çöktük. Evin içi ecza deposu gibi oldu. Tek muhabbetimiz hastalık oldu.
Nasıl oldun hayatım? Düne göre daha iyisin sanki. Dün "höark" diye öksürüyordun, bugün daha çok "hırrk" şeklinde hırıldıyorsun.. Sanki daha bir iyi gibi.
Yok canım nerdee, o senin güzelliğin.. Valla her tarafım kırılıyor, kafamı zor kaldırıyorum.
Sen ilacını aldın mı bakem? Sakın aç karnına alma bak. Ateşin var mı? Dur bakayım. Aaa bak bana göre soğuksun.
Bir de burdan bak..
Aaa burası daha sıcak..
Sen daha soğuksun ondan.. Yok oradan ölçülmez ateş akıllım.. Dur dereceyi
getireyim.. Bakalım kimin ne kadar ateşi var?
Tam olarak en uzağa kim şeyedecek durumu..
Bu seneki hastalık da bir acayip. hiçbir ilaç fayda etmiyor. Ben 39 yıllık ömrümde grip için ilk defa doktora gittim, oğlanı da iki defa götürdük. Ama keşke gitmez olaydım. Dayadılar antibiyotikleri, damlaları, beş çeşit ilaç ile çıktım eczaneden.Bir torba dolusu ilaç. Hepsinin kutusu delik deşik. Şu ilaç kutusunu elişi dersinde gibi kesip biçip kevgire çevirmelerine sinir oluyorum. İlaçların hepsini harfi harfine kulandım ama ne fayda. Plasebo etkisi haricinde bir gıdım fayda görmedim içtiklerimden. Bu kadar ilaca mideyi de mahvettik tabi ki. En sonunda midemin ve bağışıklık sistemin hayrına ilaçları kestim kafama göre. O günden beri çok iyiyim.
Hadi beni boşver de, hap kadar çocuğu da grip için doktora götürdük. Kan tahlili istediler. Adam zaten kuş kadar, ondan bir tüp kan almak ne kadar zor, aman Allahım. Çocuğa resmen işkence ediyoruz. 20 dakika boyunca başında beş kişi, kimi kolundan, kimi bacağından, kimi gövdesinden tutuyor. Kimi koluna bastırır hareket etmesin diye, hemşire kan alıcam diye çocuğun kolunda damar arar durur, resmen içeride geziyor iğne ile. Oğlan kıpkırmızı, ağlamaktan sesi kısılmış, bir durun, biz ne yapıyoruz arkadaşlar? Sinirlenip, beceriksiz hemşireyi ve çocuğa işkence yapanları omuz atıp kenara savurmamak için kendimi zor tutuyorum. Sanıyorum benim yüzümün halini gördüklerinden yapabileceklerimi tahmin edip, bir şekilde olay mahallinden uzaklaştırıyorlar.
Oğlanın ağlaması taa koridorun öteki yanından duyuluyor. Bana istediklerini yapsınlar da, minnacık çocuk böyle perişan olunca elim ayağım boşalıyor resmen. Bir de anlamı olsa keşke yaptıklarının. Haa sonunda ne oldu, bunca eziyetten sonra, alınan tahlil neticesi tabiki normal. Kan değerleri normal. Ya olmasaydı diyorlar bir de. Bilmemiz gerekiyordu.
Ya doktorum civanım, ben bu çocuğun babasıyım. Çocuğumun grip olduğunu zaten biliyorum. Evdeki herkes hasta zaten. Burnu tıkalı, ateşi var, bademcikleri şişmiş, yutkunamıyor. Ne olduğu belli işte. Sen yaz ilacını işte. Kan sayımı ile acaba ne bulacaklarını düşünüyorlar. Verdikleri ilaçlar da zaten bir halta yaramıyor. Bu olmadı dedikçe bize yeni ilaç yazıyorlar. Bir de bunu deneyin diye. Herşey bu kadar mekanik olacak ise, doktora da ihtiyaç yok bence. Kimsenin hasta ile ilgilendiği yok zaten. Piyasadaki ilaçlar belli. Hapşırsan da öksürsen de aynı ilacı yazıyorlar. Olmayınca aynı işi yapan başka ilacı yazıyorlar.
En güzeli bir seçim kartı yapsınlar. Üzerinde sorular olsun. Evet veya Hayır seçenekleri ile bizi başka sorulara yönlendirsin.
Öksürük var mı? Evet.
Burnun akıyor mu? Evet.
Peki çok mu akıyor, az mı akıyor? Az akıyor.
En sonunda da tedavi. Antibiyotik için... Anneniz çorba yapsın.. Vitamin alın.. Anneniz öpsün de geçsin..
Sonuçta oğlana da bir reçete dolusu (hatta reçete yetmedi de, yan tarafa boşluklara da ilaç isimleri yazdılar !)
ilaç veriliyor. Elimizde kaşıklar, dayıyoruz şurupları, burnuna fıs fıslar, artık aklınıza ne gelirse. Bir elimizde ateş ölçer, onunda gittik mecburen temassız olanını aldık. Çocuk hastayken çok basit bir ateş ölçme işlemi bile büyük sorun olabiliyor. Çocuğun haberi olmadan vücüduna tabanca gibi tutuyoruz aleti, basıyoruz bir tuşa hop ekranda beliriyor anında 38.7 Aha.. Dayıyoruz ateş düşüren şurubu. 30-45dk. sonra bir daha ölçüyoruz. 36.8 Ohhh. Çocuk uyuyor biz de müsait bir yere bayılıyoruz.
Grip ilaçla 7 günde, ilaçsız 7 günde geçiyor diye bir laf varya aynen o hesap. Bu sefer süre daha uzun oldu ama, kafadan 3,5-4 hafta sürdü. Üstelik tam olarak geçti de diyemem. Benim orta kulağa kadar ilerlemiş. Duymamaya da başladım. Sinir bozucu bir kulak ağrısı ve duymama problemi bıraktı geriye. Ancak inatla artık daha fazla antibiyotik içmeyeceğim. Yetti gayri.
Bu sıralar iş seyahati nedeniyle uçak yolculuğu yapmamak için ekstra gayret gösteriyorum, zira bu orta kulak iç basıncı ile uçakta başıma geleceklerden tırsıyorum. Yıllar öncesinde bir Adana uçağında kulağımdaki acıdan kıvrandığımı çok net hatırlıyorum. Sanki birisi kulağınızın içerisindeki demir bilyeye elindeki çekiple vuruyor gibiydi. Tınnnn... tınnnn.... tınnnn..... civuyyykkkkk.... Kazıklı yol çalışmasının kulağınızın içinde yapıldığını düşünün. Oyyyoyyoyyyy...
Artık dersini almışsındır, seneye sonbaharda gidip efendi gibi grip aşını olursun diyenler varsa, cevabım "Hadi ordan" olur..Birkaç yıl önce, şirketteki arkadaşların gazına gidip grip aşısı olmuştum. Hayatımda hiç bir zaman bu kadar çok hasta olmamıştım. Resmen yattığım yataktan kolumu bırak, parmağımı bile kaldıramadım. Birisi beni bir çuvala koymuş, odunla dövmüş, bütün kemiklerimi kırmış gibi hissediyordum. O seneki grip aşısı biraz fazla kuvvetli olmuş diye bir laf çıkmıştı. Herkes böyle kötü hasta olmuş. Aman uzak olsun, bir daha asla grip aşısı olmam. Ben hayatımda böyle kötü grip olmamıştım.
Neyse, biz bir şekilde hasta olduk ve uzun süre sonra iyileştik ve umuyoruz ki, bu sene grip ile ilgili
jübilemizi yaptık efenim. Darısı diğer hasta olanların başına... Herkese geçmiş olsun..

No comments:
Post a Comment