Henüz birkaç aylıktan itibaren suyu çok sevdi oğlum. Tatilde denizi de çok sevmişti. Hiç çıkmak istemiyordu denizden. Bakın Şan henüz 8 aylıkken yıkanıyor bu resimde. Ve eliyle zafer işareti bile yapıyor sıpam.
Bugün Şan’ın banyo faslını anlatmak istiyorum. Ona uygun ebatlarda bir plastik küveti var. Küvetini duş kabinine yerleştiriyoruz. Küvetin içini bacaklarını örtecek kadar suyla dolduruyoruz. Su kaplumbağası termometreye göre suyun sıcaklığını ayarlıyoruz. Şan’ı anadan üryan soyup, banıyoruz suyun içine. Ne bir ağlama, ne de bir şikayet. Aslanım oğlum. Büyük bir keyifle herif suya şap-şap avuçlarını vuruyor. Sıçrayan su ile çok eğleniyor. En çok da sıçrayan sulardan nasibini alan bize gülüyor. Küvette yalnız değil elbette, plastik ördek, uçak, yüzebilen plastik her ne varsa küvetin içinde. Şan bir yandan suda yüzen arkadaşlarını yakalamaya çalışırken, biz elimize gelen her yeri sünger ile fırçalayıp temizliyoruz.
Son üç yıkanmamıza kadar işler çok güzel gidiyordu. Bir seferinde yine, bir yandan eşim, bir yandan da ben dört elli ebeveyn canavarı olarak oğlanı yıkamaya çalışırken, sıpa kaşla göz arasında, küvetin dibindeki plastik tıpayı çekivermiş. Biz de yıkama işine dalmışız, neden sonra eşim fark etti. Yahu bu küvetin içindeki su niye azalıyor diye sordu? Durum hemen anlaşıldı tabi ki, tıpayı çıkarınca bizim yaramaz, sular akmış gitmiş, bizimki küvette iki parmak suda karaya vurmuş balina gibi oturuyordu. Hemen suya takviye yapmak lazım, çocuğu üşütmeyelim kış vakti diye telaşla duş başlığını elimize alıp suyu açtık. Hay yapmaz olaydık.
Artık kaşla göz arasında bizimki neye korktu bilmiyorum. Bizim telaşımıza mı, duş başlığının hortumunun sesine mi? Suyu açınca ilk anda gelen homurtuya mı bilmiyorum. Ama aklı çıktı korkudan. Bağıra bağıra avazı çıktığı kadar ağlıyor. Küvetten kaçmaya çalışıyor. Herif bir de sabunlu, vıcık vıcık kayıyor elimizden, zapt edemiyoruz, debeleniyor, boğuşuyor, bir yandan ağlıyor, çığlıklar atıyor. Duş ile durulamaya çalışıyoruz daha beter ağlıyor, duştan kaçıyor. Artık ne yaptık bilmiyorum, bir şekilde küçük adamın sabununu üstünden akıtıp duruladık, banyo faslımız apar topar hüsranla sona erdi.
Bizim için asıl sürpriz ise bir sonraki yıkanmada yaşandı. Bu hadise yaşandı ve bitti zannederken, haydaa oğlan küvete girmek istemez, aynen bir önceki gibi ağlamaktan katılıyor adeta. Öyle çok ağladı ki, en az 1,5 saat önce yediği yemekleri kustu. O seferinde de bir şekilde ağlaya ağlaya kavga dövüş, üçümüz de sırılsıklam olarak oğlanı yıkamayı becerdik.
Son seferinde daha hazırlıklı idik. Oğlanı zapt edebilmek için plastik küveti, duş kabininin dışına aldık, ikimiz de iki tarafına geçtik. Suyun içinde yüzebilen her türlü oyuncak var. Yetmedi, yeni banyo oyuncakları da almıştık, sevimli bir su kaplumbağası oyuncak filan tam teçhizatlı bir şekilde hazırlandık. Küvete girmeden önce dışından suya elimizle şap-şap yaptık. Aaaa, Şaaan, bak oğlum, aman ne güzel oyuncaklar bunlar. Hadi sende onlarla birlikte yüzmek ister misin şeklinde reklamımızı yaptık. Ama her ne yaparsak yapalım, yine onu küvete koymak istediğimiz anda bastı çığlığı, yaygarayı kopardı. Biz yine sinir ve moral bozukluğu ile donumuza kadar ıslanarak da olsa yıkadık onu.
Bir sonraki banyo için şimdiden fena tırsıyoruz. Artık bu iş yıkanmaktan korkma fobisine dönmeye başladı. Gerçekten korktuğu için değil, sanki orada ağlaması ve böyle davranması gerektiği için ağlıyormuş gibi geliyor bana. Ama bu sefer çok sağlam hazırlık yapıyorum. İnternette bu durumda ne yapılması gerektiğini de araştırdım. Başından su dökmeyin, yavaş ve sabırlı olun diyor. Oyun şeklinde başlayın, sonra suya alıştıkça yıkamaya başlayın diyor. Bir de bu bir dönemmiş, tekrar eski haline gelir, suyu yıkanmayı yine sever diyorlar. Bakalım bu seferki banyo denemesinde, neler olacak göreceğiz.
.jpg)
No comments:
Post a Comment