17.06.2011'de Filiz'den bir mesaj geldi cep telefonuma. Mesaj bir resim aslında. Yukarıda görüyorsunuz. Şan yatağında doğrulmuş, ayakta duruyor ilk defa. Muhtemelen bize göstermeden önce defalarca kendi başına denemiştir. En sonunda da annesine nasıl ayakta durduğunu gururla göstermiş oğlum. Eşim de, hemen bu anı kaydedip bana göndermiş. Çocuk o kadar çabuk büyüyor ki, işte böyle anları yakalamak da ayrı bir beceri istiyor. Resmi görünce dünyalar benim oldu tabi. Oğlum ilk defa ayakta duruyor.
Bunu yaptığında 8,5 aylık idi. Şimdi tam 1,5 yaşında. Destek ile bir yerlere tutunarak ayakta durmak ile yürümeye başlamak arasında geçen süre tahmin ettiğimden uzun sürdü. Şimdilerde artık kendi başına bir yere tutunma ihtiyacı duymadan yürümeye başladı. Son 2-3 aydır ilk başlarda 1-2 adım ile başlayan bu yürüme denemeleri, şu sıralar koridor boyunca veya odanın bir ucundan diğerine 10-15 seri adıma ulaştı. TV’de ilgisini çeken birşey olduğunda veya karşısındaki kişi onu çağırıp heyecanlandığında, ne yaptığının pek de farkına varmadan yürümeye başladı. Ancak yürümekte olduğunun farkına varınca, çoğunlukla eğilip emeklemeye dönüyor. Bir de mesafeyi ölçüyor, kaç adımda ulaşacağını hesaplıyor, birkaç adım ile, ve ilk kalkıştaki hızı ile diğer tarafa ulaşacağına gözü keserse, biraz telaşlı yürüyerek hedefine ulaşıyor. Bir koltuktan diğerine, oradan pufa veya sehpaya ulaşmak için bunu yapıyor. Ama eğer ki, mesafe biraz uzun ise, o zaman hemen güvenli olanı tercih ediyor, hemen eğil, emekleme pozisyonunu al ve devam et.
Geçen haftalarda su damacasını kapının girişine koymuştuk. Biz de baktık ki, Şan 18lt’lik (elbette boş) damacanayı kucaklamış, koridor boyunca zombi yürüyüşü ile anneannesine götürüyor. Bunu becerebilmek de büyük keyip veriyor sıpama ki suratında kocaman bir gülümseme vardı. Bir parmağınızı tutarsa sizinle dünyayı gezebilir. O tuttuğu parmaktan da denge kurduğu da yok aslında. Sadece güvende hissetmek için o parmağa ihtiyaç duyuyor. Yoksa çok yorulmadığı sürece denge ile ilgili bir problemi yok aslında.
Yürüme işinde tecrübelendikçe, ulaşabildiği mesafeler uzuyor ve buralara erişim süresi kısalıyor. Bu da kendisine ve evdeki eşyalara zarar verme olasılığını ve tehlikeleri arttırıyor. Sürekli olarak (her saniye) başında jandarma gibi durmanıza ihtimal yok. Hiç durmuyor, sürekli kıpır kıpır ve çok meraklı. Erişebildiği yerlerde bulunan herhangi birşey hemen ilgisini çekiyor. Kuvvetle muhtemel bulduğunu ağzına atıyor veya dilini yapıştırıp, mutlaka bir tadına bakıyor. Saksı dibindeki toprak, yerdeki bir iplik, bir poşet parçası, özellikle kablolar, prizler, fişler çok ilgisini çekiyor. Küçük çocuk/bebek bulunan bir evin tamamen güvenli hale getirilmesi oldukça zor bir iş. Evin girişindeki ayakkabılar, terliklerden tutun da, yatak odanızda prize taktığınız laptopun adaptorü, halınızın köşesinden sarkan iplik parçaları, kedilerin dün geceki meydan muharebesinden kalan tüy topakları bunların hepsini farketmeli, uyanık olmalı ve hemen yok etmelisiniz. Evde onun erişebileceği yerde hiçbir aksesuar, biblo, kırılacak veya kırılmayacak eşya bırakmadık. Hepsi yerden en az 1 metre yukarıya konuşlandırıldı bile.
Anlaşılan, onun boyu uzadıkça ve hareket kabiliyeti arttıkça, ev giderek ancak mobilya mağazalarında görebildiğimiz sade görünüme kavuşacak.

No comments:
Post a Comment